6 Temmuz 2016 Çarşamba

DUYGULAR BULAŞICIDIR



Çevrenizde Öfkeli İnsanlar Var ise Dikkat Edin Duygular Bulaşıcıdır.



Bulaşıcı kelimesi genellikle bizi ürkütür. Bulaşıcı denildiğinde ilk aklımıza gelenler nedense virüsler ve bulaşıcı hastalıklar olur. Çoğunlukla da istemediğimiz ve farkında olmadığımız bir anda bulaşma süreci gerçekleşir. Bir şeyin başka bir şeye bulaşması, yayılması, benzemesi hep kötü müdür? Bulaşıcılık sadece olumsuz durumlara mı özgüdür?
Aslında her birimiz sahip olduğumuz özelliklerden dolayı çevremizdekilere bir şeyler bulaştırma potansiyeline sahibiz. Şöyle bir düşünelim; yanı başımızdaki kişilere bir şeyler bulaştırmak istesek onlara kendimizden neleri bulaştırmayı tercih ederdik? 


Suratı asık bir komşunuza ya da iş arkadaşınıza her gün tebessüm ederek selam vermeye başladığınızda bir süre sonra suratı asık kişinin yüzünde de tebessüm oluştuğunu görmeniz elbette mümkün.

Birçok kez şuna şahit olmuşuzdur; birkaç kişi kahkaha attığında çevrede bulunan diğer kişilerde hiçbir şey anlamadan ve neye güldüklerini bilmeden kahkaha atmaya başlamıştır. İşte bunun adına da bulaşıcı kahkaha deriz.

Tıpkı bulaşıcı kahkaha gibi duygular da bulaşıcıdır. Mutlu insanların yanında bizler de mutlu oluruz. Hüzünlü insanların yanında da farkında olmadan hüzünleniriz.

            Bazen bir kişi birçok kişiye duygularını bulaştırabilir. Zor gibi gözüken durumlar bazen kolayca gerçekleşebilir. Büyük şehirlerde en gergin mesleklerden biri de şoförlüktür. Şoförler arasında en gergini toplu taşıma şoförleridir. Toplu taşıma şoförlerinin en gergin oldukları anlar da sabah ve akşam saatleridir. O saatlerde tıpkı şoförler gibi yolcular da gergin olurlar. Şimdi size tanık olduğum bir an ı anlatacağım; bir gün trafiğin yoğun olduğu akşam saatlerinde otobüse binerken şoförün herkese bir şeyler dediğini fark ettim, ne dediğini anlamaya çalıştığımda otobüse binen her yolcuya gayet mutlu ve güler yüzlü bir ifadeyle, “iyi akşamlar, hoş geldiniz” dediğini işittim. Duraklarda otobüsten inen her yolcu için yine şoförün, “iyi akşamlar, iyi istirahatlar, tekrar karşılaşmak üzere” diye seslendiğine şahit oldum. Sonra bunu fark eden diğer yolcularında gözlerinde tıpkı şoförünki gibi mutluluk ışıltısı belirdi. Toplu taşıma araçlarında genelde gördüğümüz suratı asık gergin insan yüzleri, birbirine tebessüm eden insanların olduğu tabloya dönüştü. Böylelikle sadece bir kişi otobüsteki bütün yolcuların duygularında bir anda olumlu değişikliğin gerçekleşmesine vesile oldu. Hem de en gergin meslek üyelerinden biri bunu gerçekleştirdi.

Bir insana karşı pozitif duygu taşıdığımızda o insanın da bize karşı olumlu duygular geliştirdiğini görürüz. Eğer nefret ettiğiniz bir kişi var ise duyguların bulaşıcılığı ilkesi ile o kişinin de size karşı negatif duygular geliştirmesi çok büyük bir olasılıktır.

Havanızda olmadığınız bir gün gergin bir yüz ifadesiyle yaptığınız espri çevrenizdekileri güldürmediği gibi onlarında yüzlerinde bir gerginlik bırakabilir. Kahkaha atarak çevrenizdekilere can sıkıcı bir konuyu dile getirdiğinizde, konunun can sıkıcılığına rağmen yanınızdakilerin de kahkaha attığına tanık olabilirsiniz.

Kendine güvenen bir satıcıya, yine duyguların bulaşıcılığı ilkesiyle müşterisi de güven duyacaktır. Başarılı satıcıların en karakteristik yanlarından biri de taşıdıkları öz güven duygularıdır. Öz güveni düşük bir satıcının olması durumunda, satıcıya ya da sattığı ürüne duyulan güven duygusu da haliyle düşük olacaktır.

Neşeli bir ortamda çalışan insanların bulunduğu bir işyerine girdiğinizde aynı pozitif enerjiyi sizde üzerinizde hissettiğiniz gibi somurtan kişilerin olduğu bir iş yerine girdiğinizde sizde onlar gibi farkında olmadan somurtabilirsiniz.

Mutlu bir ailede, aile fertlerinden birinin yaşadığı problem yüzünden gerginlik duyması, ailenin diğer üyelerinin mutsuzluğunu da tetikleyebilir.

            Büyük futbol karşılaşmalarında yaşanan küçücük bir tatsızlık bir anda bütün tribünleri ayağa kaldırabiliyor. Bunun en büyük nedeni öfkenin de bulaşıcı olmasıdır. Kalabalıklar içinde en riskli duygulardan biri öfke duygusudur. Birkaç kişinin taşıdığı öfke bir anda tıpkı bir kıvılcım gibi bütün kalabalıkları sarabilir.      

Bulunduğunuz çevrede sevilen bir insan olmak istiyorsanız, önce siz çevrenizde bulunanları sevmelisiniz. Genellikle insanlar “sevilmiyorum” diyerek çevresinde olan kişilere serzenişte bulunurlar. Bu noktada asıl sorgulanması gereken; “ben çevremdekileri ne kadar seviyorum?” ya da “sevdiğim insanlara karşı sevgimi ne kadar gösterebiliyorum?” sorusu olmalıdır.

Bilindik bir yaklaşımla şöyle bir örnek de verebiliriz; siz bir insana ne kadar yaklaşırsanız, karşınızdaki insanda size o kadar yaklaşacaktır. Yani attığınız her bir adım, karşı tarafın da size yönelik bir adım daha atmasını sağlayacaktır. Ama burada beklide en önemli olan nokta şu ki; her zaman için karşı tarafın adım atmasını beklemeden biz adım atmalıyız. Siz karşı taraftan bir adım bekledikçe aynı şekilde karşınızdaki kişide sizden bir adım bekliyor olacaktır. Beklentilerinizin sonuçsuz kalmasını istemiyorsanız düşündüğünüz şeyi karşıdan beklemeden siz onu bir an önce gerçekleştirin.

            Bir kişi tarafından sevildiğimizi bilmek, bizimde o insana karşı sevgimizin artmasını sağlayacaktır. Yaşanan büyük aşklara baktığımızda göreceğimiz şey âşıkların birbirlerine karşı yaşadıkları duygu yoğunluğudur. Sevgi ve aşklar karşılıklı olduğunda bulaşıcılık ilkesi ile katlanarak daha da çoğalmaktadırlar.

Uzun bir süre aynı çatı altında bulunan insanlarında bir süre sonra ortak duygular geliştirdiğine birçok kez şahit oluruz. Evliliklerde de eşlerin duygular yönünden benzeşmeleri beklenen ve yaşanan bir durumdur. Eşlerden biri bir diğerini çok kıskanıyor ise ilerleyen zaman içinde diğer eş de eşine karşı yoğun kıskançlık duyguları gösterecektir. Ya da her şeyden kaygı duyan bir eşiniz var ise bir süre sonra sizinde kaygı düzeyiniz artabilir. Tıpkı bunun gibi çalışma hayatınızda da çevrenizde bulunan insanların duygularının size bulaştığını kendinizde gözlemleyebilirsiniz. Çok heyecanlı bir yöneticiniz var ise onun heyecanını zaman içerisinde sizde taşır hale gelirsiniz.

            Liderlerin büyük kitleleri etkilemesinde ve harekete geçirmesinde de duyguların bulaşıcılığı ilkesini görebiliriz. Kalabalıklara hitap eden bir liderin ses tonunda ki hiddet ifadesi kalabalıklara da anında yansıyacaktır.

            Aynı şekilde bir tiyatro gösterisi için de bu durum geçerlidir. Gösteriyi izleyen kişiler oyuncunun sergilediği duruş ifadesiyle bir anda gülümseyip bir anda da hüzünlenebilirler. Burada da duyguların bulaşıcılığı ifadesiyle sahnedeki oyuncunun tüm salondaki izleyicilere o anda taşıdığı duyguları yaydığını gözlemleyebiliriz.

İster profesyonel iş ilişkilerimizde isterse de özel ilişkililerimizde kurduğumuz iletişim tarzımız çok önemlidir. İletişimimize yön veren unsurların başında da duygularımız gelir. Adeta duygularımız iletişim şeklimize renk katar. Mutluysak çevremizdekilerle güler yüzle konuşuruz. Öfkeli isek gergin bir yüz ifadesiyle söze başlarız. İnsanları kızdırmak istiyorsak çevremize kızgın bakışlar atabiliriz, aksine insanları mutlu etmek istiyor isek de yanı başımızdakilere olumlu duygularla yaklaşabiliriz. Dolayısıyla iletişimde duygular oldukça önemli bir role sahiptirler. Mevlana’nın da dediği gibi; “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.” 

Sizlerde her gün çevrenizde güler yüzlü insanlar görmek istiyorsanız, yüzünüzden gülücük eksik etmeyin ve içinizdeki tüm güzel duyguları karşınızdakilere bulaştırın. Ayrıca unutmayın ki mutluluklar paylaştıkça çoğalır. O yüzden taşıdığımız pozitif duygularımızı hiçbir zaman kendimize saklamayalım ve onları başkalarına bulaştırmaktan asla çekinmeyelim.

Yücel SÖZER
Uzman Psikolog


ŞANS AŞKI ÇEKMEK YARATICILIK SİNÜSDUYGUSAL DENGE VE FİBROMİYALJİ TAŞLARI

POZİTİF ENERJİ VE MUTLULUK SAĞLIKLI YAŞAM YORGUNLUK İÇİN TAŞLAR

3 Temmuz 2016 Pazar

TUZ KRİSTALİ LAMBALARI

Tuz kristali lambaları doğal iyon oluşturuculardır, negatif iyonları atmosfere yayarlar. Bu iyi bir şey midir? Kesinlikle! Hemen pozitif ve negatif iyonların sağlımız için etkilerini görelim:

ARTI (+) İYONLAR : Havadaki artı iyon elektronlarını hava kirliliği yoluyla kaybetmiş bir moleküldür. Bu artı iyonlar sigara, zararlı gazlar, iletişim ağı, elektrik iletişim hatları, uydu, televizyon, bilgisayar, cep telefonu, klima gibi fanla çalışan motorlar tarafından üretilir. Artı iyonlar akciğerlerimizin derinliklerine girerek yorgunluk ve bitkinlik hissi verir,bağışıklık sistemimizi zayıflatır, konsantrasyon kaybına, endişeye, migrene, uykusuzluk gibi psikolojik rahatsızlıklara ve astım gibi rahatsızlıklara sebep olurlar.

EKSİ (-) İYONLAR : Havadaki eksi iyon oksijenden oluşan elektronik olarak değişmiş bir moleküldür. Eksi iyonlar rüzgar, güneş ışını, dalga, şelale ve sağanak yağış tarafından doğal olarak yaratılırlar. Artı iyon fazlalığı sağlıksız hava oluşturur. Eski iyonlar ise yaşam enerjisini arttırır, alerjenleri yokeder, serotonin hormonunu arttırır, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, genel ruh ve fiziksel durumumuzu olumlu yönde etkiler. Kaliforniya Üniversitesinin önde gelen mikrobiyolog ve araştırmacı patoloji uzmanı Dr. Albert Krueger ortamda bulunan çok küçük miktarda eksi iyonun bile bakteriyi öldürebileceğini öne sürmüştür.

Gördüğümüz üzere negatif iyonlar bizler için oldukça sağlıklıdır. Kristal tuz lambalarından yayılan eksi (-) iyonlar havayı toz zerrecikleri, polen, hayvan tüyü zerrecikleri, küflü sporlar, duman gibi unsurlardan temizlemeye yardımcı olur, saman nezlesi, astım, depresyon ve kronik yorgunluk gibi rahatsızlıkları azaltır. Yanmış bir kristal tuzu lambasından çıkan ısı nemi çeker, suyun tuza doğru buharlaşması negatif iyonların yayılmasına neden olur.

Tuz kristali Lambalarının Etkileri

Kan dolaşım sistemi : Kanımız, Oksijen ve besin maddelerini damarların içerisinde beher hücremize ulaştıran taşıma sistemidir. Maalesef zaman zaman bu taşıma yolları, örneğin kolesterinden dolayı, damarların iç çeperlerine yerleşip, bu çeperi daraltarak tıkanmaktadır. Kanımız ancak yüksek basınçlarla bu damarlardan geçebilmektedir ve bu basıncı da kalbimiz sağlamak zorundadır. Bu durum uzun sürdüğü zaman öncelikle yeterli oksijeni alamadığında kalbimizin yorulmasına neden olmaktadır. Tuz Kristali lambasından yayılan eksi iyonlar kanın kolesterin miktarını azaltmakta ve böylece kan basıncını düşürüp kalbimizin yorulmasını önlemektedir.

Bağışıklık sistemi : Tüm yaşamımız boyunca bakteriler, virüsler ve mantarlar vücudumuza girip hastalıklara neden olurlar. Vücudumuzun buna karşı kendini savunacak koruma hücrelerinden oluşan büyük bir ordusu var. Bunlar, hastalıklara neden olacak bu unsurları yok etmek üzere, kanımızı dezenfekte etmek üzere eksi (-) İyonlar tarafından desteklenmektedirler. 
Vücudumuz sürekli ve yoğun bir şekilde Polenlere, Ev tozuna, Çevre zehirlerine veya bazı yiyeceklere reaksiyon gösterdiğinde biz buna Alerji demekteyiz. Eksi (-) iyonlar saman nezlesini hafifletebilir hatta iyileştirebilir. Bunlar oksijenle beraber kanımıza karışıp vücudumuzun hücrelerine girerler. Oksijen eksikliği diğer taraftan Astım veya Bronşit gibi hastalıklara neden olmaktadır. Eksi (-) iyonların fazla olması bu tip solunum yolları hastalıklarını hafifletebilir.

Hazım Sistemi: Mide rahatsızlıkları veya Bağırsak bozulması (İshal) genellikle Kızgınlık, Korku veya düş kırıklığından dolayı olur. Kabızlıkta bağırsağın foksiyonları engellenmiştir. Karaciğer ve safra kesesi arızaları bunların hazım işlevlerini yerine getiremediklerini gösterir. Bu sorunlar, daha fazla eksi (-) iyonlar verilerek/alınarak, Tuz kristali Lambasının yardımı ile hafifletilebilir.

Hareket Sistemi: Eksi (-) iyonların yeterli olmaması durumunda dokularımız etkilenip organlarımızın işlevlerini yapamamasına neden olur. Bu durumda aşınma oluşur, arterioskleroz ve romatizma ile aynı zamanda baş ve sinir ucu ağrıları çoğalmaya devam eder. Eksi (-) iyonları çok olan Hava buna karşın romatizma ve eklem ağrılarını hafifletip iyileştirebilmektedir. Tuzun sodyumu kemiklerimiz için burada önemli bir yapı taşı olmaktadır. Kemik yapımıza destek verip Osteoporoz'u önler.

Yaşlılık Şikayetleri : Eksi (-) iyonlar zararlı maddelerin vücudumuza yerleşmesini geciktirir veya tekrar vücudumuzdan atılmasını sağlarlar. Pozitif oluşum: Vücudumuzun madde alışverişi ve sinirlerin fonksiyonu bundan dolayı yeniden canlanır. Bu durum daha ziyade yaşlı insanlarda belirginleşmektedir. Hafıza, canlılık, konsantrasyon kabiliyeti ve reaksiyon özelliği eksi (-) iyonlar alındığında gelişmekte ve böylece yaşlanma süreci de oldukça geciktirilebilmektedir.

Ruh Sağlığı : Eksi (-) iyonlar, psikolojik olarak sinirlerin güçlenmesinde ve genel duygularımıza yardımcı olup, örneğin stres; sorun, korku ve depresyonlarda etkili olurlar. Stres dediğimiz zaman, kendiliğinden düzelmeyen, sürekli bir vücut ve sinir gerginliğinden söz ederiz.
Sorunlarımız, ileriye dönük belli olmayan oluşumları ve ihtimalleri peşinen tahmin etmeye yönelik sonuçsuz kalan çabalarımızdır. Özellikle, önceden tahmin edilemezlik bizi oldukça uğraştırır. Korktuğumuzda dünyamızı (çevremizdeki oluşumları) net bir şekilde göremeyiz ve böylece gelişen olayların durumuna göre esnek hareket edemeyip tepkilerimizi kontrol edemeyiz. Bu tür durumlarda kendimizi korumak için önce korkumuzdan arınmayı denememiz gerekmektedir.
Depresyonlar ise uzun süren negatif oluşumlardan meydana gelir ve yetersiz ve etkisi olmayan solunum da bu duruma refakat eder.
Tuz kristali lambaları ile verilebilecek yoğun eksi (-) iyonlar ile stresten, sorunlardan, korkulardan ve depresyonlardan daha az etkilenerek, daha iyi konsantre olup verimimizi arttırabiliriz. Kendimize güvenimiz gelişir ve gerçek potansiyelimize tekrar kavuşabiliriz.

Sakinleşmek için Tuz Kristali Lambaları

Bir tuz kristali lambasının gece lambası olarak kullanılması, çocuk ve hasta insanlarda sakinleştirici etki yapabilmektedir, zira ışığı normal bir lambanınki gibi gözü rahatsız etmediğinden uyumak da daha kolay olur.

KRİSTALLERİN UYKU AMAÇLI KULLANIMI

Kristallerin uyku amaçlı kullanımı

Bu amaçla en çok Kuvars grubu kristalleri tercih ediliyor. Ametist, Kristal Saf Kuvars, Pembe – Gül Kuvars veya Sitrin gibi Kuvars ailesine ait kristallerden birine veya birkaçına birden sahipseniz uyku kalitenizde kuvvetli değişiklikler yapabilirsiniz. Bu kristallerin hepsini aynı anda kullanmak yerine dönüşümlü olarak kullanmayı tercih edebilirsiniz. Böylece aynı kristalin enerjisine bağışıklık kazanmamış olursunuz.

Uyumadan yarım saat kadar önce yatak odanıza bir kristal bırakabilirsiniz. Kristali, mümkün olduğu kadar odanın ortasına yerleştirmeye bakın. Birden fazla kristaliniz varsa odanın duvar dibi köşelerine ve yatağın tam üstüne de bırakabilirsiniz. Bunu uyumadan yarım saat kadar önce yapıyorsunuz. Kristallerinizi yerleştirirken, içinde uyuyacağınız odanın enerjisini temizlemesi yönünde kristalinizi komuta etmelisiniz. Yarım saat sonra odanıza geri döndüğünüzde meydana gelen farkı hissedersiniz ve solursunuz. Odanızın atmosferinde enerjisel olarak bir tazelik ve hafiflik oluşuyor. Rahat uyku öncesinde böyle yüksek enerjili bir atmosfer oluşturmak kristallerle tercihen mümkündür.

Ardından uyku esnasında kullanacağınız kristali seçiyorsunuz. Avuç içinize alarak 5 – 10 dakika kadar gözlerinizi kapayın ve kristalinizle içsel temas oluşturun. Kristalinizle içsel olarak konuşmalısınız. Uykunuzu düzenlemesi, uyku esnasında titreşimlerinizi dengelemesi, enerji blokajlarınızı gidermesi, ruhsal ve kişisel farkındalığınızı titreşimleriyle beslemesi yönünde komuta edin. Bunu içtenlikle ve saygıyla yapmalısınız. Neticede kristaller size doğadan gelen armağanlardır ve komuta edildiği takdirde sadece sizin için koşulsuz çalışıyorlar. 

Bununla beraber kristalinizi rüyalarınızı kaydetmek, sabah uyandığınızda rüyalarınızı hatırlamak ve istediğiniz saatte aynen bir çalar saat gibi sizi uyandırmasını istemek içinde ayrıca komut edebilirsiniz. 
Bundan sonra kristalinizi yastığınızın altına, tam ortasına gelecek şekilde yerleştirin. Başınızı yastığa koyduktan sonra rahat nefesler alın ve kristalin orada olduğunu çokça düşünmeyin. Dikkatinizi nefesinize verin. Rahat ve sessiz nefesler alın. Nefesinizi alırken kök çakranızdan tepe kısmınıza kadar nefesi ilerletin ve sonra nefesinizi verirken acele etmeden aşağıya, kök çakranıza doğru nefesinizi indirin. Bunu rutin hale getirin. Kristalinizin titreşimleri tepe çakranızdan başlayarak omuzlarınıza, omuzlarınızdan kollarınıza, gövdenize, bacaklarınıza ve ayak parmaklarınızın uçlarına kadar yayılacaktır. Vücut ısınızda değişimler hissedebilirsiniz. Bu yayılma hali daha sonra genişleyecektir. Bu noktada heyecanlanabilirsiniz. Fakat sakin kalın ve cesur olun.

Sanki yukarı ya da aşağıya çekiliyormuş gibi hissedebilirsiniz. Kristalinizden yayılan titreşimler tüm bedeninizi meleksi kanatlar gibi sarıyor. Bu titreşimler iğne batması şeklinde olabileceği gibi hafif gıdıklanmalar ya da nabız atışı gibi de hissedilebilir. Bunlar uyku öncesinde sizi son derece rahatlatan titreşimlerdir. Belli bir bölgede toplanırsa eğer bilin ki o noktadaki bir enerji blokajınız vardır. Kristalden yayılan titreşimlerle varolan blokajlarınız çözülmeye başlar ve düzenli aralıklarla kristalleri kullanırdığınız takdirde fiziksel olarak o bölgede net bir iyileşme sağlayabilirsiniz.

Kristalden yayılan titreşimlere izin verin ve kendinizi nefesinizin temposuna bırakın. Uykuya dalmanızı kolaylaştırdığı gibi sabah yataktan uykunuzu almış ve zinde bir halde kalkarsınız. Eğer diş gıcırdatma, konuşma, uyku arasında sık sık uyanma, uykuda yeme, yürüme gibi uyku bozukluklarınız varsa kristalleri bilhassa kullanmalısınız. Aynı zamanda insomnia ve gündüz uyuklama rahatsızlıkları içinde kristallerin enerjisinden faydalanmanızı tavsiye ederim. Kristaller ile uykunuz belli bir düzene girer ve ihtiyacınız olan uyku hijyenini sağlamış olursunuz.

Bununla beraber kristallerin kullanımı ruhsal gelişimde oldukça etkilidir. Uykunun REM evresi, rüyaların en çok hatırlandığı ve rüyaların gerçekmiş gibi algılandığı daha sık uyanmaya yakın bölümüdür. Bu evrede bilinçaltında açığa çıkmayı bekleyen ve kişisel gelişimize engel teşkil eden yaratımlarınızla yüzleşiyorsunuz. Kristallerinizi komuta ederek sizi bu yönde desteklemesini sağlayın. Bu noktada her gecenizin sabahında gayet mutlu, hafiflemiş ve arınmış uyanırsınız.

Kristaller sizi içsel olarak beslediğiniz kendi sembollerinizle rüya alemlerin de buluşturur. Bu yüzleşmeleri değerlendirerek bilinçaltı yüklerinizi azad etme yoluna gidebilirsiniz. Böylece kristallerden yayılan titreşimlerle yüksek farkındalığınızı besleyerek uykunuzda özgürleşebiliyorsunuz. Yeter ki bunu talep edin ve kristallerden size akan yaşam enerjisini kabul edin.
Birçok içsel kapılarınıza giden yolda size kendi titreşimleriyle sizlere rehber olurlar ve kendi veçhelerinizle bütünleşmeniz için yolu açarlar. 

Ruhunuzun, varlığınızın en yüksek katmanlarına yönelirsiniz. En önemlisi sizde zamanla kristaller gibi kristalleşmeye, ruhunuzun en saf hallerine bürünmeye başlıyorsunuz. Affetmek kolaylaşıyor, aynı konu üzerinde fazladan vakit harcamıyor ve özünüzden açığa çıkan yoğun merhametle önce kendinizi ve tüm varoluşu koşulsuzca kucaklayabili-yorsunuz. Yani insana has duygulardan kopmadan özgürleşiyorsunuz. Bu açıdan kristaller, uykuda sorun yaşamasanız bile farkındalık ve gelişim amaçlı kullanabileceğiniz aracılarınızdır. 

Kristaliniz ile uyuma işlemini sık aralıklarla tekrar edebilirsiniz. Gün içerisinde içsel huzuru, arınmışlığı, yaşamaktan keyif almayı, kendinizi tüm evrene ifade edişinizde kolaylığı ve yeni, tazelenmiş enerjinizi hissediyorsunuz. Herşeyden önemlisi içsel duvarlarınızı kristallerden yayılan titreşimlerle yıkabilme ve yeni olana geçme cesaretini edinirsiniz. Kim olduğunuzu ve kendi potansiyellerinizi keşfetme yöntemi olarak uykuya kristalleriniz eşliğinde dalabilirsiniz. 
Sevgilerimle,

AMETİST

AMETİST...

Fiziksel ve duygusal tıkanmalarınızda yardımcı olur.
İç muhasabelerinizi kolayca ve kendinize tutunarak atlatmanızı saglar.
Sinir sisteminizi tedavi edicidir.
Kırgınlıklarınızı ve bununla birlikte biriktirdiğiniz öfkelerinizi bırakırsınız.
Tekrarlayan baş ağrılarınıza şifa olur.
Panik atak hastaları mutlaka bileklerinde Ametist taşımalıdır.
Ya da büyük ameliyatlara girmeden önce hastalara verilmelidir.

Gece kabuslar görenler ya da uyku kalitesinden memnun olmayanlar,
mutlaka uyumadan önce yastıklarının altına Ametist kristali koymalıdır.
Ametist, uykuya dalmayı kolaylastırdığı gibi uyku kalitesini de arttirir.
Her türlü cesaret verir.
Karanlıktan korkan,içe kapalı ve kendi dünyasından çıkamayan çocuklara ya da yalnız kalamayan kişilere Ametist verebilirsiniz.
Ametist, özellikle çocuklar ve yaşlılar üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.
Çeşit çeşit hastalıklar var.
Doktorlar bir değil, birçok teşhis koyarlar.
Lütfen hastalık ne olursa olsun Ametist kristalinizden ümidinizi kesmeyin.
Çok önemlidir. Şifa gücü bir hayli yüksektir.
Gerçekleşen mucizelere şahit olabilirsiniz.
Yeter ki kristallerin bilincine erişebilin.

Evinizde kavgalar, tartişmalar oluyorsa ve dozajları gittikçe artıyorsa,
ne yapacağınızı bilemez bir durumdaysanız AMETİST alın.
Hem ilişkileriniz düzelir hem de evinize tazelik, bariş ve huzur gelir.
Aldığınız Ametist kristalini, birkac saatliğine evinizdeki odalarınızın
ortasina yerlestirin.
Yerini sık sık değiştirerekte kullanabilirsiniz.
Evinizde yaşağınız kötü anıları, duvarlarınıza sinen acı hatıralarınızı silecektir. Evinizi ağırlaştıran, havayı temizleyecektir.
Kapınızdan giren herkes, içeride huzur bulmaya başlayacaktır.
Böylece evinizde geçirdiğiniz dakikalarınızda huzurlu ve yaratıcı olur.

Arabanızla güven icinde yolculuk yapmak istiyorsanız,
ufak tefek kazalar atlatıyorsanız ve kazalar olmasın istiyorsanız,
hemen bir AMETİST kristali alıp arabanıza yerlestiriyorsunuz.
Arabanızda direkt gözle ile gorunmeyen bölgelere yerlestirin.
Hem arabanızın negatif enerjisi temizlenir hem de koruma olusturursunuz.

Yaratıcılığınızı artırır.
Sanat ile uğraşıyorsanız ya da yazar iseniz, Ametist size ilham olacaktir.
Her türlü tıkanmalarınız çözülecektir.
Pratik zekanizi ve hafızanızı güçlendirir.
İlham perileri,etrafınızda dönmeye başlar. :)
İş görüşmelerinizden ya da önemli toplantılarınızdan önce
yanınıza Ametist alın. İşinize cok yarayacaktır.
Kargaşalardan sizi koruyacaktir ve diğerlerinin sempatisini kazanacaksiniz.
Kendinizi ifade edişinizi kolaylaştiracağı gibi görüş açınızı da arttıracaktır.

AMETİST ile arınmanızı diliyorum.
Sevgilerle,

TAŞ TERAPİSİ

TAŞ TERAPİSİ :


* Taş terapisinde önce aura kontrol edilir. Ondan sonra nasıl bir yol izleneceğine karar verilir.
Dikkat edilmesi gereken hususlar :
* Auradaki enerji dengeleri : Topraklama gerekiyor mu ?Aura vücut etrafında dengeli mi?
* Auradaki kirlilik derecesi : Aura soğuktur, çakralar sert ve hareketsizdir. 

Önce çakraların ve auranın kabasını almak gerekir. Fiziksel bedende (eterik) en kaba kirleri MAGNESİT emer. Koruma amaçlıda kullanılır. Ama önce kirliliği almalıdır. Magnesit kemiklere de faydalıdır. 

Aurada temizlik yapmak için , Tamburlanmış kuvars kristali , blokaj varsa eğer çubuk kuvars kristali kullanılır.

Taşlarla çalışırken kıyafetin koyu renk olmaması tercih edilir. Enerji kaybı yaratabilir.
* her çakranın üzerine taş koyarak uygulama yapılır. Taşlar dengeli kullanılmalı. * Üst çakralar da taş kullanılıyorsa , alt çakralar da da taş kullanılmalıdır.İlk yapılan terapilerde 15 dakikayı aşmamak gerekir. Terapi yapılan insanın üzerine bir müddet sonra bir şey örtülmeli. 
* Terapi en az 3 seans olmalı. Terapi uygulanan şahıs cinsel ilişkide bulunmamalı. Sebebi enerji sistemine ve çakralara geçen şifa enerjilerinin iyice yerleşmeleri ve o enerjilerin ilişki sırasında yok olmamaları içindir.
* Taş terapisinde ismi ve konuyu belirleyip 1 gün öncesinde taşlarla meditasyon ve Reiki yapmak gerekir. 
* Bir taş terapisi bittikten sonra aura bol bol düzeltilmelidir. 
* Terapi sırasında kişi vizyon görebilir. Bağlantıyı koparmayıp soru sormak gerekir.
* Taş terapisi sırasında aura konusunda çok dikkatli olmak gerekir. Ve 8. çakra ile bağlantı yapmalıdır. ( Taşlarla ve Reikiyle )
* Terapi sırasında hangi çakraya daha çok enerji gitmesini istiyorsak kristal, rosen kuvars ve aventurin çubuklarla desteklersek daha olumlu sonuçlar alırız. Piramidin, taşların ya da çubukların sivri ucu enerjiyi göndermek istediğimiz bölgeye doğru yerleştirilmelidir.
* Taş terapisi yaparken her taşın yanına uygun bir taş koymak enerji dengesini sağlar. Taşları kristal çubuklarla beslemek çok daha başarılı olmasını sağlar.

7 Lİ TAŞ TERAPİSİ 

7 li Jasper : İnsanın kendi gücünü her alanda kullanmasını öğretir.

7 li Obsidyen : Fiziksel güç sağlar. Sakin bir enerji verir.

7 li Agat : Ciddiyetin fazlasını yok eder. Neşe verir. 

7 li Kalsedon : insanın ifade gücünü her alanda kullanmasını sağlar.

7 li Kuvars : Tüm çakraları düşük frekanslı duygulardan arındırarak , daha üst boyutlardan düşünce duygulara kapı açar.

7 li Sitrin : En büyük başarı reçetesi, düşünceleri arındırıyor. Mental tabakayı güçlendiriyor.

7 li Magnesit : bütün çakraları temizliyor. 

TAŞLARIN ÖZELLİKLERİ

* Tamburlanmış taşlarda sahte taşlarla karşılaşma olasılığı çok azdır.

* Parlak taşların enerjiyi alıp yansıtma özelliği vardır. Yani aurayı korurlar.

TAŞLARIN TERAPİ DIŞI ÖZELLİKLERİ

* Magnesit , rosen kuvars , kuvars kristali en az 3 saat olmak üzere , steril bir bardak içinde , bol su ve güneş altında, üstü beyaz bir bez ya da kağıtla kapatılarak bekletildikten sonra , elde edilen su inceltilerek içildiğinde zayıflatıcı özelliği vardır. (Rejim programıyla birlikte uygulanmalıdır.)Meditasyon yaparken büyük kuvars kullanmak gerekir. Taş sol elde tutulmalıdır. Tamburlanmış olanlar tercih edilir. Ametist, Ametrin, Kuvars kristali kullanılabilir. Masaj yaparken kristal çubuklarla zayıf noktalara enerji gönderebiliriz.Çift uçlu kristallerle dengeleme yapılır.
* Ev koruması için : Aynı taştan yapılmış 4 adet kristali evinizin dört köşesine yerleştirin. Uçları yukarı gelsin. Mümkünse dibi toprağa gömülü olsun. Ve korumaya programlayın. Etkisi 3-4 hafta sürer. Negatif temizlik için : Stresli dönemlerde banyo küvetinin dört yanına kristal yerleştirip yıkanın. Vücutta negatif birikmişse uçları dışarı doğru , enerji toplamak için ise içeri doğru yerleştirin.
* İçme suyu temizliği için : Küçük bir küme kristali 12 saat su kabınızın içinde tutun. Kuvars enerjisi sudaki kirliliği uzaklaştırır. Suyu içtiğiniz zaman kan dolaşımınızın temizlendiğini hissedersiniz. Vitamin kullanımında bu su etkiyi arttırır. Grip başlangıcında ise bolca içerek bir korunma sağlayabilirsiniz. Aynı suyu sebze yemeklerinde, sıcak içeceklerde, el-yüz temizliğinde ve çiçekleri sulamada kullanabilirsiniz.
* Manyetik alan düzenlemesi : Çoğumuz elektromanyetik enerjilerin içinde yaşıyoruz. Bunun sonucu negatif yönde etkilenip manyetik alanımız bozuluyor. Bunun için evin dört köşesine en az 2,5 cm. lik tek uçlu kristaller yerleştirin. Etkisi iki haftadır.

TAŞLARIN TEMİZLİĞİ VE MUHAFAZASI
* Taşlar beyaz zemin üzerinde tutulmalıdır. Tozlanma ihtimali varsa üzerine beyaz bir bez örtülmelidir.Taşlar kullanım öncesi ve sonrasında bekletmeden temizlenmelidir.